Zeyneb'e Mektub — Decalogue I

Zeynebim,

Anan, baban sana kurban biliyorsun değil mi? Daha hâlâ bebeksin, onların gözlerini benim gibi görüyor, sana nasıl baktıklarını benim gibi yakalıyor musun acaba? Bilmiyorsun ki onların ayakları arza başka basıyor artık.

Zeynebim, ân gelecek o evden ayrılacaksın. Belki birini terk edeceksin sonra, belki bir şehri ardında bırakacak, belki benim gibi yurdundan kovalanacaksın. Bunların hepsi sana zor gelecek, için yanacak belki…

Bil ki kayıpların, gidişlerin hepsi sana bir şeyi hatırlatmak içindir. Bu âlemde hiçbir kimse, hiçbir yer, hiçbir eşya senin değil. Hiçbir şeyi sahiplenme. Neye göbekten bağlıysan seni ondan çekip alacaklar; o yüzden yarın zaten bırakacakların için üzülme, sükûnet iste.

Hepimiz konar göçeriz, ezelden hicret edenleriz. Nerede olursa ol, sen benlikten göç etmeğe, ırak olmağa bak. Zeynebim, sen de kocaman gözlerini o bedende açtın. Âdem, Havvâ kıssasını yaşadın anan karnında. Hatırla, insan olduğuna inanman gerekiyor. İnanmazsan, hevâ ve hevesinin esiri olursun, yolundan geri dönmek zorunda kalırsın.

İnsana özgürlük zor gelir de köleliğini ister. Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak neden zordur bilir misin? Benlik dağ gibidir de ondan.

O dağı paramparça etmeğe bak.

İşte o zaman tek çeşit yemeği kendine azık edinirsin de sana sıkıntı vermez, altını eritir, buzağıyı yere çalarsın.

Sinâmeki dayın bu nasihatleri önce kendine veriyor bilesin.

Allah muînin olsun.


Kunta Kinte Tatilde - Dekalog I