Nehir

anam babam ne işiniz var İstanbul'da?
hısım akraba hep bir yerde toplanmış
anam babam ne zaman İstanbul'a gitse
nasıl derler, acep kim ölmüş?
hem babanım hem kocan babaanne
de hele, sen mi öldün
yakuşuklunum, bana bilav bişürdün mü yine
kanlı nigâr desene, dırca mı kalktın
arnavut, senin de dosyan kabarık
o son dubleyi içmese miydin 
anneanne'ye çok çektirdin
söyle koçi söyle, sen de yanına mı gittin
aman aman, kimse ölmemiş
sıla-i rahimmiş dediler
sen uzaktasın, sana demezler
sen uzaktasın, sana demezler
kimse ölmemiş, damdan atlayan adam hariç
new montgomery'de binanın damından
arkadaş söyledi, orada yaşıyor
— "çok acı var, dayanamıyorum" —
o zaman onu da bırakın nehre
cesedini yıkayın
düşüncelerini toprağa verin
arzı celbedin
alın feri gözlerinden
kalbini çıkarın
gözlerini kapatın
günleri geldi geçti
sonra bırakın ölüsünü nehre
ölmeden müşahhas ve mücessem 
"buna ne oluyor?" demeden ve nehirde sevgilim
nehirde yıkanmadan
buluşalım buluşalım buluşalım
râm etsin arz ki üstünde dolaşalım
ölmeden değil mi beyrut'a marakeş'e 
afrika dahil afrika dahil afrika dahil