False Consciousness

Ece Temelkuran’ın yazısından hareketle, sahi, insan neden “çaresiz, berbat olaylarda kurbanla özdeşlik kurmak” istemez?

Bu ‘kurbana yabancılaşma’ sendromu nereden geliyor? Cevabı basittir, kimse kurban değildir de ondan! Kurban kastrasyonuyla kimse vicdanını kanatmak istemez. “Ben asla öyle yapmazdım” der hemen, mefûl olmaktan kurtulmuş olur. Oysa, herkes, bu dünyada, herhangi bir anda, başına belalardan bir bela gelebileceğini iliklerinde bildiği halde, utanmazca fısıldar kendi kendine: “Sana bir şey olmadı; çünkü sen o değilsin.”

Kan ter içinde gelir, “Yolumu kestiler, zor kurtuldum.” der, anlatır, biraz dinler, sonra sorarlar: “Ne yapıyordun? Ne işin vardı orada?”

Ben o sokağa girmezdim, ben bu vakitte gelmezdim, ben…

O yüzden, ideolojisine tükürdüğüm, onu öyle düşündürten motiflerden bihaber, yaklaşımına da kustuğum güzel genç arkadaşlarım, hemencecik o öğrencilerle ortak olmayan ‘nokta’larınızdan, ‘ayrılık’larınızdan, onların eylem ve yöntemlerinin ‘boş’luğundan dem vurmak yerine, daha anlamlı bir şey yapabilirsiniz.

O kızcağızın, travmanın sorumlusu olduğunu söylüyor, hayat boyu pişmanlık hissetmesini, kendini suçlamasını diliyorlar. Sizin düzmece bilinçliliğiniz, ne o kızcağızın yalnızlığına bir el veriyor, ne de sizi sokağa dökebiliyor; inandıkları adalet için aksiyon gösterenlerin ‘sığ’lıkları, sizin fersiz gözlerinizden bin kat daha evlâ.