Mar 15 2008

No Silver Bullet

Fred Brooks‘un 1986 yılında yazılım mühendisliği üzerine yazdığı meşhur makalesinin başlığı olan mezkûr ifade, bu günlerde kafamı kurcalayan bir sorunla örtüşüyor.

(mucizevi çözüm yoktur)

Bu sözü sinek pislemedik bir yere yazınız lütfen. (Rahmetli Attila İlhan’a sinek pislemedik bahsini sormak isterdim.)

Fred Brooks‘un 1986 yılında yazılım mühendisliği üzerine yazdığı meşhur makalesinin başlığı olan mezkûr ifade, bu günlerde kafamı kurcalayan bir sorunla örtüşüyor.

Bilindiği üzere her türk erkeğinin nefsi çeşitli istisnalar dışında askerlik hizmetini tadıyor. Düzgün bir işe girmenin ve bir yastıkta kocamanın gerek şartını oluşturan bu eylemi seve seve ya da diğer ikilemeyle gerçekleştiriyor(uz).

Buna karşın bazı özgürlükçü, solcu yazar çizerin ve özellikle savaskarsitlari.org hareketinin başını çektiği bir grup, ısrarla vicdani reddi savunuyor. Gerçekten Türkiye dışında hiçbir aklı başında ülkenin tanımamazlık etmediği, kimi ülkelerde handiyse yüz yıldır geçerli bu insani hakkın ülkemizde de geçerli olmaması için hiçbir geçerli, tutarlı, haklı neden yok. Bilmeyenler için kısaca:

Bir bireyin ahlaki, dini ya da felsefi gerekçelerle askerlik görevini yapmaktan kaçınmasıdır vicdani ret. Adı üstünde vicdani nedenlerle askerlik hizmetini reddetme.

Vicdani reddin, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa Konseyi’nin ilgili kararına göre (aramaya üşendim) insani hak kapsamında görülmesi ve değindiğim üzere Somali, Kuzey Kore, İran, Yemen vb. geri kalmış ülkeler dışında her özgür ülkede hak kabul edilmesi bu görüş taraftarlarının elini kuvvetlendiriyor. Bazı ülkeler işi zorunlu bir kamu hizmetiyle hallediyor. Türkiye ise kamu hizmeti hakkı dahi sunmayan ender ülkelerden.

İmdi, öldürmeyi ve ölmeyi reddetmek, eline silah almak istememek gerçekten de temel insan hak ve özgürlükleri düşünüldüğünde arkası oldukça dolu bir düşünüş biçimi elbette. Bunu savunmanın ve kamuoyu oluşturmanın önünde katiyetle hiçbir engel olmamalı ve bu talep değerlendirilmeli. Bu talebin, herhangi bir kamu yükümlülüğü -söz gelimi vergi- ile kıyaslanamayacağı her düşünen beyin için nettir diye düşünüyorum. Veyahut, ülkede asker kalmaz diyenlere İtalya’da, Kamerun’da, Bulgaristan’da, Danimarka’da vs. asker olup olmadığını sormak isterim.

İlk bakışta; “Anti-militarist bir politik görüşe sahibim, şiddete karşıyım ve bir şiddet eylemine karışmaktan imtina ediyorum.” diyen bireyle “İslam inancıma göre şu an ülkemizde Allah adına bir savaş yapılmamaktadır, dolayısıyla günah işlemekten korkuyorum.” diyen birey aynı mesafede değerlendirilecek ve hak yerini bulacak gibi gözüküyor.

Bu noktada, bende hâsıl olan soru şu oluyor: Kürt Mehmet mahalle baskısından, eğitimsizlik ya da bilinçsizlikten felsefi ya da vicdani afili bir sebep gösteremeyecek ve alavere dalavereyle yine nöbete gidecekse, tanınacak bu hak tam tersi bir bağıntıyla zımnen eşitliğe aykırı hâle gelmeyecek mi? Bu soru tabii ki tanınmamış bir hak üzerinden yöneltilen farazi bir sorudur ama kanaatimi yansıtmaktadır.

Buradan hareketle en doğru çözümün profesyonel ordu (belki de özelleştirilmiş) çerçevesinde paralı askerlik modeli olduğu düşüncesine kayabiliriz. En bariz örneğini Amerika’dan verebileceğimiz bu modelin de kendi içindeki rezil yapısını Fahrenheit 9/11 izlediyseniz fark etmişsinizdir. Amerikan piyadelerini, işgal ettiği ülkeyi Call of Duty oyununda bir mekan belleyen, sırf zevk için burn motherfucker burn eşliğinde insan kıyan, çoğunluğu cahil ve fakir gençler oluşturuyor. Benzer yaklaşımla ülkemizdeki milyonlarca genç işsizi düşünerek “elbette yazılacak bulunur” mantığıyla bir şekilde ayrımcılığa giden bu yapının da kabul edilir vicdani bir geçerliliği var mı? Dikkat isterim, bir insanın yeri geldiğinde canı pahasına savaşacak, gelirini bundan elde edecek ve olası muharebe sonrası ruhsal ve içtimai sonuçları göze alacak olmasından bahsediyoruz. Ve en önemlisi seçme şansı var mı yok mu belli olmayan, hatta belki de başka şansı olmayan insanlardan. Tuzla tersanesinde ölen ya da sağlığa zararlı kimyasallarla çalışan işçilerin haklarını savunmak belki de hayatları boyu posttraumatic stress disorder‘la yaşayacak insanların haklarını savunmaktan daha mı vicdani? Dahası “o kadar işsiz var, bulunur”u savunan vicdani retçilerin var olması en bariz samimiyetsizlik örneklerinden biri gibi geliyor bana.

O zaman varacağımız yer, bir adım daha ileri atarak ütopist “insanları değil silahları toprağa gömelim” fikri mi? “Savaşlar olmasın şeker de yiyebilelim” mi? Tütün dışında bir ot kullanmadığımdan olsa gerek gerçek dışı bu temayüllerin de ele avuca gelir gerçekçi bir söylem olduğunu düşünmüyorum. Napolyon’un bir sözüdür, “Milletlerin kaderini coğrafyaları belirler”. Gerçekten de burası netameli bir coğrafyadır ve “Finlandiya’da asker mi kaldı canım?” hoşluklarıyla olaya yaklaşmak abes kalır.

Biliyorum bekliyorsunuz ama bir yere bağlayacak, ‘budur’ diyecek durumda değilim. Sadece vicdani reddi savunanların sonuna kadar bu hakkı talep edebilecekleri bir ortam sağlanması gerektiğini biliyorum. Bunun önündeki en büyük engelin; Perihan Mağden hakkında iki kez, son olarak da Türkiye’nin yaşayan en büyük anti-militaristi Bülent Ersoy hanımefendi hakkında açılan soruşturmaların kaynağını oluşturan TCK’nın 318. maddesinin katiyetle düzenlenmesi gerektiğini, ‘soğutma’ gibi elastiki, muğlak bir ifadenin maddeye girmesinin kabul edilemez bir garabet olduğunu düşünüyorum.

Halkı askerlikten soğutma

MADDE 318. - (1) Halkı, askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda yapanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiil, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarısı oranında artırılır.

Bu kanun açıkça bir fikir suçudur.

Neyse ki kanunları eleştirme hakkımız var. Gerçi bizim gibi sistemsiz ülkelerde birilerinin adamın ayağını kaydırmak istemesine de bakabiliyor her şey.

Sanırım şöyle bağlayabilirim: Brooks makalesinde essential complexity ve accidental complexity adını verdiği iki kavramdan bahseder. Birincisi problemin kendi özünde taşıdığı karmaşıklıktır, hiçbir şey onu kaldıramaz, problemin temelini oluşturur. Diğeri ise probleme yaklaşımımızda bizim yarattığımız karmaşıklıktır, bu ise çözülebilir. Biz bilgisayar bilimlerinde algoritmaların space-time tradeoff durumuna girmesinde bu olguları yaşarız örneğin.

Sanırım askerlik mevzu için de bu durum geçerli. Mucizevi bir çözüm olmadığı gibi; ancak bir şeyler verip bir şeyler alarak bu tradeoff döngüsünü devam ettirebiliyoruz.

tags:  askerlik, boşuna kafa yormak, no silver bullet, oldu canım, vicdani red, vicdani ret, çıkarım

About

Web developer, loves Python/Django and music.

Subscribe

Elsewhere

Categories

Recent Posts

Popular Posts

Archive

BlogRoll

Tag Cloud

29 ekim  5651  8 mart  Bütün müqəddəs qadınların Beynəlxalq Qadınlar Günü  Insha'Allah  access to this site has been suspended  adam olacak çocuk  adama tükürdüğünü yaladın demezler mi  ahmet çakar  antichrist  askerlik  austin  ayvalık  bademler  banned in turkey  baratrion strikes back  baratrion.org  beni kategorize etme  benle oynama  biden  blog  boşuna kafa yormak  bürokrasi  child  cumhuriyet  dağ  django  django-markup  django-mingus  dönere yazı ithaf etmek  ebu zerr  ekmekiçi  erkek  evrak tanzimi  ey oğul birdir kap değişse su  facebook  facebook gerçeği  filipis  gerek yok  ikiçeşmelik  inlines  insan  insanlar  inşallah  izmir  kadın  komiklikler şakalar  küçük bir kız çocuğu edebiyatı  kırtasiye  lütfen  marakesh  marakeş  markdown  markdown extensions  mbti  mccain  milletvekili seçimleri  mingus  modernizm  muhafazakar  musa  myers-briggs type indicator  mütereddit  nihat hatipoğlu  no silver bullet  obama  oldu canım  open source jukebox firmware  palin  pasaport  pharaoh's daughter  phillips qc5170  photo  rachel corrie  resepsiyon  richard dawkins  rockbox  rockbox 3.0  rockboxutility  saç baş  saç kesimi  serzenme  seçimler  sizde bir türlü bizde bir türlü  sırtını dönme  taksi  taksici  tekel işçileri  tûr  türkiye  türkçe  təbrik edirəm  us presenditial elections 2008  valla bak  vicdani red  vicdani ret  yaşar alptekin  yeni ankara döner  yüzünü ekşitme  çocuk  çıkarım  şiir  şukela haber 

Google reader