Dert Ortağım Filipis
Saçlarımı uzatmayı her zaman istemiştim. Öyle çok yükseklerde değildi gözüm, bir Orlando Bloom ya da bir Richard Gere tarzı yeterli gelecekti. Bunlar en azından dalgalı saçlardı… Bir Kurt Cobain düzlüğünde değildik, olamadık…
Ve fakat bilemezdik ki ol bu insanlar içinde saç kabarıklığı illetinden çekeni bulunmaz imiş. Oysa sen saç uzattığında saçların enine uzar, sabahları kalktığında Jackson Five‘ın Michael’ı gibi olurmuşsun ey cânım.
Gayrık yeter dediğin anda da sorunu kökünden olmasa da kökü sende kalacak şekilde halletmen lazımdır. İşte filipisle de öyle bir günde tanıştık.
Başlangıçta hayatımda bu denli bir değişikliğe neden olacağını sanmamıştım, hafife almıştım onu. Beni çekip aldı mütemadiyen değdiren ve o denli muhabbet arayan berberlerin elinden.
Bana tek başıma neleri başarabileceğimi gösterdi, kafanın arkasında gözün olmasına gerek yok zaten gözünün üstünde kaşın var, sen sadece “tararmış gibi yap” dedi.
Ben şimdi reklamlarda bağyanların öptüğü beyler kadar kendine güvenli, kendiyle barışık, mümkün mertebe kendisine sulu espriler yapan enseye şaplak dübüre parmak bir insanım.
Bu değişimi sana borçluyum filipis, sırf seninle hasbıhalde bulunabilmek için artık her daim ‘3 numara’da kalıyor, canım her sıkıldığında, moralim bozuk olduğunda hemen yanına koşuyorum. Canım benim, kendimi bulmamı sağladın…
tags: filipis, komiklikler şakalar, phillips qc5170, saç baş, saç kesimi











blog comments powered by Disqus