Çalgıcı barat
Beni bu hayatta en çok neşelendiren şeylerden biri nedir dostlarım bilir misiniz?
Üst üste evde geçirdiğiniz bilmem kaçıncı gündür, bir gün bilgisayar başında ölü bulunacaklar kulübünden fahri unvan almaya hak kazanmış, bu çoşkuyla kolunuzu daha az kıpırdatmakta, aynı şekilde oturarak kıçınızı daha çok düzleştirmektesinizdir.
Artık açlığın mideyi yaktığı o an, “en son ne zaman yedim lan?” sorusunu kendinize sorar, cevap alamadan oturduğunuz yerden saatler sonra doğrulursunuz.
Ve fakat kendi kendinize pişirmek için çok yaşlısınızdır artık… En ufak zuhurda bulunmanın haram kılındığı o vakit, beyinde bir elektrik geçişi ve adetâ bir şimşek çakmasıyla kendi kendinize tekrar edersiniz: Yeni Ankara Dönercisi… evet…
Ardından ikinci kara bulut toplanması ve ikinci fırtınadan sonraki o rahatsız edici, o her dem orada kötü konağında mukim, iç ekşiten muhim soru: “param kaldı mı ki?”. Günlerdir kasların hamlamasına, uyuşukluğun dibine vurulmasına rağmen tırım tırım arama hâsıl olur efendim, tutulan yerler kendini belli eder artık. Şu kotun cebinde kesin kalmıştır, dur bir de montun cebine bakalım, iç cepte de mi yok yoo yoo olamaz…
Ama bulunur dostlarım. Hep bulunur. Bu gayretkeşliğin elbetteki mükafatı vardır. 5 birlik, 2 ellilik, 4 yirmibeş, 5 de onluk, etti mi sana 7.5 lira! Sevgilinle ilk telefon görüşmesinden daha heyecanlısındır artık:
- Ankara döner?
- iyi günler, 1 yarım 1 dürüm 1 de ayran?
- Soğan olsun mu?
- Olsun. Sos, biraz da acı da koyarsanız..
- Nereye?
- Lise Apt. D:8 hocam arkadaşlar biliyorlar.
- Tamam canım, gönderiyorum.
Ve kapıdaki o unutulmaz vuslat. Ele alındığı anda terleten çalgıcı parası bile bozamaz bu mutluluğu…
tags: dönere yazı ithaf etmek, komiklikler şakalar, yeni ankara döner








blog comments powered by Disqus